Hangi ülkedeysek hep oradan çıkan müzikleri dinleriz genelde. Bir de popüler İngilizce sanatçılar/gruplar.
Başka ülkelerde nasıl müzikler yapılıyor, güzel şeyler var mı pek haberimiz yoktur. Anca Eurovision’da farkedilir başka ülkeler. Onda da hep İngilizce-pop benzerleri olur.
İşte bu yoksunluğumuzu gidermeyi amaç edinmiş, bizi ülke ülke müzikal seyahate çıkaran bir site var; The World FM.
10-15dk zaman geçirdim sitede ne garip şeyler varmış halbuse : )
Last.fm tutkunu olduğum servislerden biri. Ona kaydedilmeyen müziği dinlemiş sayamıyorum. Bu nedenle nerede müzik dinlersem dinleyeyim, onun bir ayağı Last.fm’e bağlı ve “Selim şunu dinledi Last.fm’cim, kaydedebilir misin?” diyor. Onlardan bazıları şunlar. Nerede dinliyorsanız onun eklentisini bulup yükleyebilirsiniz.
Nasıl da Last.fm’den başlayıp, konuyu eklentilere getiriverdim değil mi : ) Aynen devam ediyorum planlarım üzerinden;
Web 2.0 ve getirdiklerini, değiştirdiklerini yazmayan etmeyen kalmadığı için hiç lafı uzatmadan, müzik sektöründen bir örnek vermek istiyorum; Norwegian Recycling.
Bu arkadaş, en sevilen 3-5 parçayı alıyor, ritmlerini birbirine yediriyor ve ortaya şahane şeyler çıkıyor. Hemen bir örnek vereyim bu güzide arkadaşın eserlerinden.
Seve seve indie müzik dinleyip de Sub-Pop‘dan haberdar olmayan yok denecek kadar azdır sanırım. Iron & Wine, The Postal Service, The Shins, Band of Horses, The Album Leaf ve daha nicelerini bizimle tanıştırmıştır.
Yukarıda gördüğünüz Sub-Pop logosunu hayatında bambaşka bir yere koymuş insanlar için Nike‘ın üretmiş olduğu bir ayakkabı. Aklınızda olsun : )
İnternet’in en büyük nimetlerinden biri de açık kaynak* felsefesini olabildiğince yaygınlaştırması olmuştur sanırım.
Musopen da bu felsefe üzerinden çıkmış bir fikir. Müzik üretimi ile ilgilenen ya da yalnızca dinleyici tarafında keyfini sürenler için bulunmaz bir veritabanı oluşturulmuş durumda. Bir göz atın derim.
Boffin bir Last.fm eklentisi. Müzik arşivinizi tarzlarına göre gruplandırıyor. Onbinlerce parça arasından tek tek seçerekten playlist yapma zahmetinden sizi kurtarıyor.
Programı indirip kuruyorsunuz. Müzik arşivinizi taratıyorsunuz ve o Last.fm etiketlerini sizin arşivinizdeki parçalarla eşleştiriyor. Ve önünüze bilgisayarınızda bulunan müziklerin etiket bulutunu sunuyor. İstediğiniz etikete tıklayarak dinlemeye başlıyorsunuz.
Bir Last.fm profiliniz varsa, artık “Ben ne tarz şeyler dinlemişim bakalım” dediğinizce cevap verebilecek bir oyuncak ile tanıştıracağım sizi; Last.Cloud
Kullanıcı adınızı giriyorsunuz, zaman aralığını belirtiyorsunuz ve karşınıza dinamik bir liste çıkıyor. İsterseniz kodları alıp Last.fm profilinize de ekleyebilirsiniz, dinlediğiniz tarzlar orda da gözükür. Dinamik olarak da güncellenir bu liste.
Gitmeyi, o müthiş atmosferi solumayı, kalabalıkla birlikte zıplayıp çoşmayı çok istediğimiz konserler olur ya, sonra bi’ nedenden ötürü gidemeyiz, içimize oturur.
Bir de üstüne üstlük, giden arkadaşlarımızın ballandıra ballandıra yanımızda anlatması da tuz biber olur!
YellowBird adlı teknik artık bu hazımsızlığımızı biraz olsun dindirecek gibi gözüküyor. Pek tabi yaygınlaşabilirse.
Hakkaten de normal bir videodan daha yoğun bir atmosfer hissi yaratıyor, değil mi?
Yakın zamanda gideceğiniz bir konserde, GoogleStreetView aracına benzer bir cihaz aranızda dolaşır durursa şaşırmayın : )