
Şimdi size, son zamanlarda keşfettiğim en iyi grubu tanıştırmak istiyorum; The Phenomenal Handclap Band
Geçtiğimiz haziranın sonuna doğru çıkarmışlar ilk albümlerini. Albüm her tınısıyla 80′li yılların tadını, kokusunu taşıyor ve su gibi akıyor.

Şimdi size, son zamanlarda keşfettiğim en iyi grubu tanıştırmak istiyorum; The Phenomenal Handclap Band
Geçtiğimiz haziranın sonuna doğru çıkarmışlar ilk albümlerini. Albüm her tınısıyla 80′li yılların tadını, kokusunu taşıyor ve su gibi akıyor.
En sevdiğim gruplardan biri olan Zero 7‘ın en yeni albümünün haberini duyunca pek sevinmiştim. Aranızda duymayanlar ya da Zero 7 ile tanışmamış olanlar varsa, onları da sevindireyim dedim : )
Albümün adı; “Yeah Ghost“. 9 Ağustos‘ta çıkıyor. Aldığım duyumlara göre yeni albüm çok daha karanlık ve depresif olacakmış. Albüm kapağında da benzer sinyaller var zaten.
![]()
İlk sızan parça “Everything Up“. Bakalım beğenecek misiniz. Bana sorarsanız eski Zero 7 parçalarının takıntı yapıcı etkisinden biraz uzak gibi “Everything up”. Umarım diğer parçaları bu hissi yaratmaz.
Biraz önce Jazz dedik ya, hazır aklımdayken ülkemizden deneysel bir projeyi paylaşayım istedim; Painted on Water.
Demir Demirkan ve Sertab Erener‘ın başını çektiği bir proje. Amazon’dan dinlediğim kadarıyla, jazz altyapısı üzerine, akustik ve elektronik bağdaştırmalardan oluşan etkileyici bir yapısı var. Vokalin de katkısıyla, yer yer oriental (doğuya özgü) etkiler de sezilmiyor değil.
Kısacası farklı bir iş çıkmış ortaya.
Albüm ilk olarak 9 Haziran 2009′da Amerika’da çıkıyormuş. Bakalım nasıl tepkiler alacak.

We Are Smug’ın ilk albümü grup ile aynı ismi taşıyor. Electro-pop havasında ilerleyen albüm gayet eli yüzü düzgün duruyor. Hot Tub Blues, Good Dress parçaları enfes olmuş.
Keşke sitelerinde kendileri ile ilgili biraz bilgide verselermiş.
Albümü ücretsiz indirmek için >>wearesmug.
Coldplay‘in son albümü Viva la Vida‘yı pek sevmiştim. Hatta biraz ileri giderek “Coldplay’in en iyi albümü” demiştim.
Viva la Vida’nın bence en güzel tarafı “tam” olması. Yani albümde, parçalar öyle güzel dizilmiş ki, “Evet, sonrasında tam da bu yakışırdı” dedirtiyor. Şahane bir bütünlük duygusu ve sonrasında gelen, defalarca döndürüp döndürüp dinleme : )
Gelelim sadede, Coldplay içinde çoğunlukla Viva la Vida’dan parçalar içeren karışık “LeftRightLeftRight” adlı albümü ücretsiz, indirilebilir olarak bizimle paylaşıyor.
O kadar çok dinlenmesi gereken şahane albüm var ki, birçoğunu kaçırıyoruz. Varlığından yıllarca haberdar olmadığımız o güzel tınılarla hiç tanışmıyoruz.
Eskiden bu durum kabul edilebilirdi. Yeni çıkan bir albümün dağıtım yolları fizikselden öteye gidemiyordu. Dolayısıyla, dünyanın öbür ucunda çıkmış bir albümün ülkemizdeki müzik marketlere düşmesi ancak çok ünlenmişse mümkün oluyordu.
Müzik market dediğime de bakmayın. Şimdilerde böyle anar olduk onları. Yoksa, köşe başındaki terzi gibi bir dükkanın içinde kasetler satan amcalarımız olurdu, kasetçi derdik onlara.