
Gitmek için geldiğiniz yerlerden kopamıyorsanız eğer, Dan Mangan söylüyor. Hem de ne dediğini anlamasanız bile, duyunca hissedeceğiniz gibi.

Bazı albümler baştan sonra dinlenir ama bir şarkı yapışır insanın aklına. Duyunca bağımlısı olursunuz. Güzel müzik dinleyip uçmanın tadını almak gibidir. Duyunca kulak tıkayacağınız bir düzine şarkıyı dinlemiş olsanız bile, onu keşfetmiş olmanın tadı alınamaz elinizden. Bir heves ile döndürüp durursunuz. Forms of Imprisonment da tam öyle işte.
Çoğumuzun kimseye söyleyemediği hayalleri vardır. Yalnız kaldığımızda dalıp yaşadığımız ama peşinden hiç koşmadığımız şeyler. Arada uçuk şeyler olsa da genelde kolay olanlarını dahi elde etmek için çabalamayız. Sıcacık hayaller kurar, yalnızlığımıza renk katarız.
Aramızdan çok azı da, hayaller ile yetinmeyip elde etmek için uğraşır. Bence gerçek tutku sahipleri, işte o az olanlar. Sonus, yetinmeyen üç insanın (Murat Esmer, Özlem Akpınar ve Nuri Özlü) hikayesi. Yani bir mühendis, öğretmen ve bankacının.

6 yaşındayken büyüyünce şarkıcı olacağını fısıldayan bir çocukmuş Sara Lov. O günden sonra da hep güzel şeyler fısıldamış kulaklara, geceleri gizlice playlist’lere girip : ) Pek de iyi yapmış.

Şimdi sizi hiç gitmek istemediğiniz bir yere götüreceğim. Hani o gece vardı ya…
Ben alttaki gibi tarif edeceğim. Sizin için mekan ve zaman farklı olabilir ama zaten siz farkedeceksiniz hangi geceden bahsettiğimi.
Hazırlık: Gece olsun. Gece dinleyin bu parçayı. Mümkünse evdeki tüm ışıkları söndürelim. Pencereleri kapayalım hatta. Başka ses olmasın hiçbir yerde. Kulaklıklarınızı takın. Ve sizi bölebilecek her şeyi (msn, gtalk, facebook vs) kapatın bi’ 5 dakikalığına. Tamamdır. Şimdi başlatın parçayı ve alttakileri mümkün olduğunca yavaş ve kelimelerin üzerinde durarak okuyun. Şimdiden özür dilerim.