Bazı insanlar (insan demek mümkün müdür tam emin değilim) bazı müthiş parçaları alıyorlar (dikkat edin, hali hazırda müthiş olan parçalardan bahsediyorum) ve onları mükemmel bir şekilde tekrar yorumluyorlar.
Listeny’i takip edenler yüzlerce kere Iron & Wine parçalarıyla karşılaştığı için, Sam Beam‘i övme bölümlerini atlıyorum. Siz buralarda bir sürü güzel şey söylenmiş gibi hayal ediverin.
Kar yağıyor denemez. Yani kar tanecikleri yere düşmüyorlar, hepsi havada uçuşuyor aheste aheste. Rüzgar varla yok arasında. Hayatı ağır çekime almışız gibi.
Lionel Richie, nostalji ve romantizm dendiğinde ilk akla gelen amcalardan biridir. Hatta o “Hello”su yok mu onun. Aman aman, her üzgün Amerikan dizisinde kendini gösterebilmiştir : )
Bazı parçaları çok sevdiğimi sonradan farkediyorum. Ard arda milyoruncu kere çalmaktayken, gözlerim kapalı, yüzümü buruştura buruştura, parçaya eşlik ettişsem, “dokunmuş” olduğunu anlıyorum (Bkz: Oh Land).